içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Konya'da Tasavvuf Paneli: Hz. Mevlâna Gibi Allah'ın Dostu Olmanın Yolu Anlatıldı - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Konya’da “Tasavvufu öğrenip yaşayarak, şiddet ve kötü alışkanlıklardan kurtulmak, Hz. Mevlâna gibi Allah’ın dostu olmak” konulu panel gerçekleştirildi. Tasavvufun insanın manevî gelişimi, güzel ahlâk, psikolojik bütünlük ve toplumsal huzur üzerindeki etkilerinin ele alındığı programa Doç. Dr. Sema Yılmaz, Fizik Yüksek Mühendisi, Mutasavvıf ve Yazar Dr. Abdulcabbar Boran ile Prof. Dr. Mehterhan Furkani konuşmacı olarak katıldı.

Konya'da Tasavvuf Paneli: Hz. Mevlâna Gibi Allah'ın Dostu Olmanın Yolu Anlatıldı - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Panelde; modern insanın mutluluk arayışı, insanın kendini tanıma süreci, tasavvufun rolü, kalbin ve nefsin arındırılması, sevgi, teslimiyet ve güzel ahlâk anlayışının birey ve toplum hayatındaki yeri değerlendirildi.

Doç. Dr. Sema Yılmaz: “Gerçek mutluluk, insanın kendini tanıması ve hayatına anlam katmasıyla mümkündür”

Panelin ilk konuşmacısı Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Psikolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sema Yılmaz, “Mutluluğun Ötesinde: Varoluş Psikolojisi ve Tasavvuf Perspektifinden Sahici Benliğin İnşası” başlıklı sunumunda, modern insanın yalnızca mutluluğu değil; hakikati, anlamı ve iç huzuru aradığını ifade etti. Gerçek mutluluğun insanın kendini keşfetmesi, hakikate yaklaşması ve hayatına anlam katmasıyla mümkün olduğunu söyledi.

Fizik Yüksek Mühendisi, Mutasavvıf ve Yazar Dr. Abdulcabbar Boran: “Tasavvufun Hedefi Allah Dostu Yetiştirmektir”

Panelde konuşan Fizik Yüksek Mühendisi, Mutasavvıf ve Yazar Dr. Abdulcabbar Boran, tasavvufun temel hedefinin insanı manevî olarak olgunlaştırarak Allah’ın dostu hâline getirmek olduğunu söyledi. “Tasavvuf, Kur’ân’daki İslâm’ın yaşanmasıdır” diyen Boran, Kur’ân-ı Kerim’in yalnızca okunacak bir kitap değil, insanın hayatını pozitif yönde değiştirecek bir rehber olduğunu ifade etti.

Hz. Mevlânâ’nın “Ben Kur’ân’ın kölesiyim ve Resûlullah’ın yolunun tozuyum” sözünü hatırlatan Boran, Hz. Mevlâna’nın Allah dostluğuna ulaşmış önemli evliyalardan biri olduğunu belirterek Allah dostluğunun sadece belirli kişilere mahsus bir makam olmadığını, Allah’a ulaşmayı dileyen herkes için ulaşılabilir bir hedef olduğunu vurguladı.

“Allah’a Ulaşmayı Dilemek Manevî Yolculuğun İlk Adımıdır”

İnsanın yalnızca fizik vücuttan ibaret olmadığını; ruhu, nefsi, aklı ve serbest iradesiyle bir bütün olarak yaratıldığını ifade eden Boran, insanın kendi hakikatini tanımasının manevî gelişimin başlangıcı olduğunu söyledi.

Kur’ân-ı Kerim’in bütün insanları Allah’a ulaşmayı dilemeye ve Allah’a teslim olmaya davet ettiğini belirten Boran, manevî yolculuğun ilk adımının kalpten Allah’a ulaşmayı dilemek olduğunu ifade etti. Bu dileğin sadece sözle söylenen bir temenni değil, kalpten gelen samimi bir yöneliş olduğunu ifade eden Boran, Şûrâ Suresi 13 ve Ra’d Suresi 21. âyetlere dikkat çekerek, kalben Allah’a ulaşmayı dileyen herkesi Allah’ın Kendisine ulaştıracağının ilâhî bir garanti olduğunu söyledi.

“Kur’ân Şiddet ve Kötü Alışkanlıklardan Kurtuluşun Reçetesidir”

Nefsin 19 grup afetle donatıldığını ifade eden Boran, kin, nefret, kibir, haset, öfke, hırs, yalan, zulüm ve kötü alışkanlıkların insanın huzur ve mutluluğuna engel olduğunu belirtti.

Yûnus Suresi 57. âyete işaret eden Boran, Kur’ân-ı Kerim’in bu hastalıklara şifa olarak gönderildiğini söyledi. Cahiliye döneminde şiddet, zulüm ve düşmanlığın hâkim olduğunu hatırlatan Boran, Hz. Peygamber’in rehberliğinde aynı toplumun 23 yılda Asr-ı Saadet toplumuna dönüştüğünü ifade etti.

Bugün de aynı dönüşümün mümkün olduğunu belirten Boran, insanın Allah’a ulaşmayı dilemesi, Kur’ân’ın hükümlerini hayatına tatbik etmesi ve manevî eğitim sürecine girmesiyle kötü alışkanlıklardan kurtularak huzurlu bir hayata kavuşabileceğini söyledi.

“Allah ile İlişki İşitme Vasıtasıyla Kurulur”

“Mümin kulağından sulanır” hadisini hatırlatan Boran, insanın Allah ile ilişkisinin işitme hassası vasıtasıyla kurulduğunu söyledi. Allah’ın insanlara peygamberler ve mürşidler aracılığıyla ulaştığını ifade eden Boran, insanın manevî tekâmülünde dinlemenin ve irşadın büyük önem taşıdığını belirtti.

Kişinin hakikatleri işittikçe kalp kulağının açıldığını ifade eden Boran, Allah dostu olma yolculuğunun hakikatleri işitmek, kabul etmek ve hayatına tatbik etmekle mümkün olduğunu vurguladı.

“Mürşid Allah’ın Yardım Elidir”

İslâm kelimesinin teslim mânâsına geldiğini hatırlatan Boran, bütün insanların Allah’a ruhlarını, fizik vücutlarını, nefslerini ve iradelerini teslim etmekle yükümlü olduklarını söyledi.

Teslimler sürecinde mürşidin önemli bir yere sahip olduğunu belirten Boran, “Kalben Allah’a ulaşmayı dileyen herkes için mürşid Allah’ın yardım elidir” dedi.

Mâide Suresi 35. âyete atıfta bulunan Boran, kişinin Allah’tan mürşidini sormasının ve manevî eğitim sürecine girmesinin önemine dikkat çekti. Ruhun, fizik vücudun, nefsin ve iradenin Allah’a teslim yolculuğunda mürşidin rehberlik görevi üstlendiğini ifade etti.

“Sevgi ve Teslimiyet Mutluluğun Anahtarıdır”

Gerçek mutluluğun makamda, servette veya şöhrette değil; Allah’a yönelmekte, sevgiyi yaşamakta ve teslimiyette olduğunu ifade eden Boran, Hz. Mevlâna ve Yunus Emre’nin insanlığa sevgi ve kardeşlik mesajı verdiğini belirtti.

Tasavvufun özünde sevgi, hoşgörü ve kardeşlik bulunduğunu vurgulayan Boran, “Mutlu et ve mutlu ol” anlayışının önemine dikkat çekerek konuşmasını insanları Allah’a ulaşmayı dileyerek gerçek huzur ve mutluluğu yaşamaya davet ederek tamamladı.

Prof. Dr. Mehterhan Furkani: “Gerçek dindarlık ibadet ve güzel ahlâkın birleşmesiyle ortaya çıkar”

Panelin son konuşmacısı Aksaray Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi, Temel İslam Bilimleri Bölümü İslam Hukuku Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mehterhan Furkani, İslâm’da ibadetlerin yalnızca şekilsel uygulamalardan ibaret olmadığını belirterek, gerçek dindarlığın ibadet ile güzel ahlâkın birleşmesiyle ortaya çıktığını söyledi. İbadetin temel amacının insanın Allah’a karşı sorumluluklarını yerine getirirken, insanlara karşı görevlerini de hakkıyla yerine getirmesi olduğunu ifade eden Furkani, kul hakkının önemine dikkat çekti.

Namaz, oruç, hac ve zikir gibi ibadetlerin insanın davranışlarına ve ahlâkına yansıması gerektiğini belirten Furkani, zikrin yalnızca dil ile yapılan bir tekrar olmadığını, Allah bilincinin hayatın her alanında korunmasının gerçek ibadetin özü olduğunu vurguladı.

Panelde Manevî Dönüşüm ve Güzel Ahlâk Mesajı Öne ÇıktıPanel, tasavvufun insanın iç dünyasında gerçekleştirdiği dönüşümün; sevgi, güzel ahlâk, zikir, manevî eğitim ve Allah’a yöneliş yoluyla bireysel ve toplumsal huzura katkı sunduğuna ilişkin değerlendirmelerle sona erdi.

Tarih: 20-07-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum